Organik Nedir?


GDO Nedir

GDO yani Genetiği Değiştirilmiş Organizma aslında doğada var olmayan bir canlıdır. GDO, bir canlının genetik özelliklerinin insan eliyle laboratuvar ortamında değiştirilmesiyle elde ediliyor. Genellikle bir canlı türünün doğal hayatta sahip olmadığı bir özelliği, bir başka canlıdan gen aracılığıyla aktarılıyor. Örneğin mısıra zehir salgılayan bir bakteriden gen transfer edilerek mısırın böcek öldüren zehir üretmesi sağlanıyor. Oysa bir canlının bütünlüğü ve gen yapısı, çok hassas bir doğal dengeyle kurulmuştur. Bu dengeyi bozmanın sonuçlarının nelere mal olabileceğini bilmiyoruz!

Hangi amaçla üretiliyor?

Dünyada yoğun biçimde kullanılan GDOların %99’u sadece iki özellik taşıyor, böcek öldüren zehir içermek ve yabancı otları yoke den kimyasal ilaçlara dayanıklı olmak. Böylece tarlalarda fütursuzca zirai ilaç kullanılabiliyor. Ticari yapılan mısır, soya, kanola ve pamuğun %99’unda GDO kullanılıyor.

GDO’lar açlığa care mi?

Hayır! Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası’nın öncülüğünde 300 bilim insanı tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin de imzaladığı Dünya Tarım Raporu, GDO’ların verim artışı sağlamadığı ve açlığa asla çözüm oluşturmadığını açık olarak ifade eder. Zaten mevcut GDO’ların hiç birisi verim artışını amaçlamamaktadır. Hedef sadece ot ilaçlarına direnç sağlamak ve yabancı böcekleri zehirlemektir. Zaten açlık konusu gıdaya erişimle ilgili sosyal bir problemdir ve çözümü de teknolojiden geçemez.

Peki GDO’lar niye var?

Tohum üreten dev küresel şirketler aynı zamanda zirai ilaç da üretirler. Bu şirketler üretip patentini aldıkları genetiği değiştirilmiş tohumları yaygınlaştırarak kimyasal ilaç satışlarını arttırmayı hedeflerler. Böylece üreticiler gitgide daha fazla bu şirketlere bağımlı hale gelirler. GDO’ların dayattığı endüstriyel tarım yöntemlerinden sadece dev tarım şirketleri kazanç sağlarken üreticiler tüketiciler ve doğa büyük zarar görür.

Yersek ne olur?

Insanlarda,

  • böcek zehirlerinin sindirim sisteminde birikimine
  • ölümcül alerjilere
  • önceden kestirilemeyen sayısız sağlık risklerine yol açar.
    Doğada,
  • kelebek gibi zararsız canlıların ölümüne
  • kimyasallara dayanıklı super böcek ve yabani bitki türlerinin oluşmasına
  • hayvanlarda antibiyotik direncine neden olur.

Bazı bilimsel bilgiler:

Macar bilim adamı Arpad Pusztaria’nın genetiği değiştirilmiş patates ile beslediği farelerin beyinlerinin küçüldüğü, bağışıklık sistemlerinin bozulduğu ve viral enfeksyonlara çabuk yakalandıkları ortaya çıktığı açıklandı.

Ege üniversitesinden Prof. Dr. Ali Karababa GDO’lu besinlerin bazı kanser türlerine yol açtığı ve antibiyotiğe direnç kazandırdığı açıkladı.

GDO’lu soya ve mısır ürünleri 1000 çeşit dolayındadır.gıda ürünlerinde kullanılmaktadırlar. Bu nedenle Almanya ve Fransa’da GDO’lu ürünlere karşı ciddi bir mücadele yürütülmeye başlanmıştır.

Türkiye’ye giren GDO’lu mısır, soya, kanola ve pamuğun ve bunların ürünü olan mısır yemi, soya yemi, mısır gevreği, çikolatalar, dondurma, meyve suları, kolalı içecekler, kanola yağı, soya küspesi, soya kıyması, soya unu, soya lesitini özet ile mısır ve soyanın kullanıldığı her şeyde ABD’li büyük şirket Monsanto markası vardır. Bu firma, tohum ve tarım ilacı üreten dünyadaki en büyük şirkettir.

GDO’ya hayır demek için ve daha fazla bilgi için; buraya tıklayın